"ANNESİ ÖLENLER İÇİN "

Ayriligin 19. ayindayiz ey guzel Annem!

 

Sizinle Sener Aksu'nun kisisel web sitesindeki okudugum yazisini paylasmak istiyorum. 

 


"ANNESİNİ KAYBEDENLER İÇİN...

 

Her insan kendine ölür ve anne yüreğine gömülür... Ama ya anneler? Annelerin boşluğu çocukların yüreğine sığmaz, büyür, büyür, büyür... İnsan annesini kaybetmeden güçlüdür. Fırtınalara tutulsa, uçurumlara dolsa, koşsa yorulsa, el uzatacağı annesinin yüzüdür. Dokundukça tazelenir, dokundukça kendine gelir... Baktıkça, yeryüzü dinginleşir, mayası annesindendir.

 

İnsan annesini kaybetmeden acıyı bilmez. Annesini kaybeden, köküne balta yemiş köknara benzer...Cansuyu boşalır gözlerinden, rüzgara teslimdir bedeni... Akıp gider zaman içinden... Ölmeyi beceremez, çünkü ölmek için henüz yeterli nedeni yoktur, yaşamayı beceremez, çünkü yaşamak için güçsüzdür...

 

İnsan annesini kaybetmeyi öğrenemez. Donup kalır sesi, yüreğin dilini anneden başka kimse bilmez. Tir tir titrer dağları, çöl olur yamaçları, çayırlarında bir ot bitmez. İnsan, annesini kaybetmeyi hiçbir vakit öğrenemez! Annesini kaybedeceğine yönelik düşleri uçurumlara gömmüştür çünkü çocukluğunda. Üzerini örmüştür yeryüzü oyuncaklarından. Ürküp dağlara göçmüştür, ürküp kentlere göçmüştür, uzaklara göçmüştür... Bu nedenle kuzgunlardan ürker insan. Çünkü kuzgunlar, insanın korkularını gömdüğünü görmüştür.

 

İnsan ölmeyi de ölüme katlanmayı da öğrenmeli elbette.Ne var ki, bunun okulu yok, kursu yok! İnsan ölümle yüzleşmeli elbette... Kendi ölümünlülüğünü, annesinin ölümlülüğünü kabul etmeli. Gelin görün ki kabul etmek başka, ölmeye öğrenmek başka. Ozanın dediği gibi her ölüm erken ölüm, her ölüm baştan sona acı... İnsan bu salt acıda bilebilir hayatı, annesinin ölümünde bilibilir: Gelip geçiciliği, mülkü mülkiyeti, değeri değersizliği, olmayı olmamayı, kavuşmayı ayrılmayı, suyu susuzluğu, tokluğu açlığı... Kökünden kesilince, yeryüzündeki yerini öğrenir insan. Sırtını yasladığı annesinin boşluğunda, benlik etmenin garip çelişkisini öğrenir. Salt hiçliği, salt ölümü, salt kendini, salt hayatı hisseder... Salt boşluk dolar gözüne, yüreğinde sonsuzluğun derin sessizliği yankılanır... İnsanın bilinci vurgun yer, çaresiz kalır, hiç kalır, içine çöker öylece...

 

Annesini kaybedenin kendinden başka kimi kalır? Artık bir başınadır. Yeryüzüne yabancılaşır, yatağına yabancılaşır, sesine yabancılaşır... Dostluğun tadı bile acılaşır, sevdanın rengi bile matlaşır... Annesi ölenin yaşamsuyu azalır, teninden, saçından başlar renk vermeye... İnsan aslında annesi ölünce başlar ölmeye.

 

Kim annesini terk edebilir ki hiçliğe? Ama yapacaksa bunu çocuğu yapmalıdır. Özünü toprağa kendi elleriyle katmalıdır. Buna yükümlüdür, bunu başarmalıdır. Bunu başarmadıkça, yaşamın gücünü çocuklarına taşıyamaz, hayat eksik kalır, insan eksik kalır, can eksik kalır.

 

Kıssadan Hisse: Gözyaşı geldiğinde benlik gider... " 1^

 

 

1^ Sener Aksu, 'Annesi olenler icin', http://www.seneraksu.com/sener/default.asp 

 


 

Saglicakla kalin,

Nursen

Yorum Yaz